< src="http://www.n.artajans.net/nuke/shop/img/items/134.jpg" width="780" align="top" height="515">

----- GARİPLER -----
5/4/2008
Kategori: KAFKASYA

Hiç anlamıyorum Kafkasya’da din konusu açılanca, Müslüman olmalarına rağmen şu cümleleri kuran Çerkesleri;


… Atalarımızın İslamiyetle karşılaşmaları çok geç olmuştur. Onlar şunlara……… bunlara………. tapmışlardır.


… İslamiyetle tanışmadan öncede atalarımız gayet mutluydu. Çünkü kxabze bunun için yeterlidir…


… Şuan Kafkasya’da yaşayan farklı dinlere mensup soydaşlarımız da var. Din çokta önemli değildir…


Ve daha niceleri…


Anlamıyorum! Evet, bu cevapları veren Müslümanlıkla şereflenmesi sadece ALLAH’IN bir lütfu olan diaspora Çerkezlerinin, Kafkasya’da çok sevdiklerini iddia ettikleri soydaşlarımızın farklı dinlere mensup oluşlarını bu kadar soğuk kanlılıkla kabul edişlerini anlamıyorum.


Irkıma, İslamiyet’in güzellikleri ulaşmamışken onlar hala içkinin, zinanın bağrında yuvarlanırken burada düğün ve şenlik peşinde gezen ve elhamdülillah müslümanım diyen çerkesleri anlamıyorum. Bilmiyor muyuz onlardan mesul olduğumuzu? Onların ahiretini düşünmeden, kültürümüzü kurtarma derdine düşen biz bilmiyor muyuz bir insana edepten önce iman gerektiğini? Bilmiyor muyuz şuan yeryüzündeki en mükemmel ve son dinin İslamiyet olduğunu ?


Irkını ve milletini çok seven biz çerkesler ne zaman unuttuk ahir zamanda yaşadığımızı? Kıyametin nefesi ensemizde hissedilirken nasıl deriz hala, Kafkasya halinden memnun İslamiyet’e ihtiyacı yok diye? Nasıl bu kadar bencil düşünebiliriz? Gerçek sevgi sadece cegu, xabze ve kültür konularında mı ortaya çıkıyor? Soydaşlarımızın ahireti hiç mi ilgilendirmiyor bizi?


Nedir bu rahatlığımız, vurdumduymazlığımız? O zaman biz ya gerçekten Müslüman değiliz ya da gerçekten vatan ve milletimizi sevmiyoruz.


O cümleleri tarihimizi anlatan kitaplardan ezberleyen saygıdeğer soydaşlarıım, İslamiyet’ten öncesi çok öncelerde kaldı.Şuan son ve hak din İslamiyet’tir. O yüzden o cümleler gururla söylenecek ve savunulacak düşünceler değildir. Aksine Müslüman çerkesler olarak Allah’ın(c.c) sonsuz rahmetini, Efendimiz(s.a.v) in üstün kişiliğini ve Kuran-ı Kerim in her derde deva rehberliğini hala soydaşlarımıza ulaştıramayan bizlerin, utanç cümleleridir. Demek ki bizde hala dinimizi hakkıyla anlayamadık.


ALLAH(c.c) irşad ve tebliğ vazifesini en sevdiği kullarına yani peygamberlerin omuzlarına yüklemiştir. Gelmiş geçmiş tüm Müslümanlarda ırk ayrımı yapmadan dinin yayılması adına peygamber mesleğine sahip çıkmışlardır. Şuan çoğumuzun düşündüğü gibi dini anlatmak sadece cami hocalarının görevi değildir. Kelime-i şehadet getiren her insan bu görevden ve insanlıktan mesuldür.


Diasporada yaşamak ve ırk ayrımı yapmadan dinimi anlatmak zorunda olduğumu biliyorum. Ancak içim yanıyor! Kafkasya’ya ulaşamıyorum. İçim yanıyor! Atalarımın miras bıraktıkları topraklara, bu güzellikleri ulaştıramadığım için. İçim yanıyor! Allah’ın, karşılığında hiçbir şey vermeden bana sunduğu İslamiyet’i, soydaşlarıma ulaştıramadığım için. İçim yanıyor! Gemi yanarken hala sancak direğini boyamaya çalışan çerkesleri fark ettikçe. İçim yanıyor! Maykop’ta cemaatsiz ve kapısına kilit vurulmuş camileri gördükçe. İçim yanıyor! Oraya hizmet için giden büyüklerimizin sınır dışı edilişlerini duydukça. Ve içim yanıyor xabzemi dinimin yerine koyan çerkesleri görünce.


Ah milletim, asil ırkım, yaratılıştan ALLAH’IN fıtratına koyduğu farklılıkları fark edemeyen soydaşlarım ….


Bu din, garip olarak başladı biliyorum ve garip olarak, garipler tarafından tamamlanacak. Bu davaya omuz verecek, diasporanın bağrına sürülmüş garipler olduğunu biliyorum. Efendimizin asırlar önce müjde verdiği garipler… Yüreği iman, vatan ve millete hizmet sevdasıyla çarpan yiğitler olduğunu biliyorum. Sesimizi duyan, Kafkasya sevdalıları neden hala bu susuş? Artık sizi anlayan bu dava uğruna gemileri yakmış soydaşlarınız var. Hadi sizleri bekliyoruz…!


-- Yazan: feyza55 | Yorum (7) | Yorum yaz! | Bağlantı

----- İKİ KAFKASYALININ KARŞILAŞMASI -----
5/4/2008
Kategori: KAFKASYA

Kafkasyalılar tarihleri boyunca çok çetin şartlarda yaşamışlardır. Gerek yaşadıkları coğrafyanın iklim özellikleri, gerekse dünyanın en güzel yurtlarından birisinde yasamış olmaları hasebiyle vahşi halklar tarafından istilaya uğramaları. Ve yaşanılan büyük sürgünler. Tarihimiz acı ile doludur bizim.

Ama Allah Kafkasyalılara hiçbir halkta olmayan bir özellik ihsan etmiştir. Bu özelliği hemen her Kafkasyalı bilir yada hisseder.

Dünyanın dört bir yanında olsalda Kafkasyalılar, birbirlerinden en ince bölümüne kadar ayrılmış olsallarda, aralarına ülkeler, denizler, kıtalar girmiş olsalda hala her Kafkasyalının içinde yasayan bir Kafkasya vardır. Kimisinin içindeki Kafkasya çöl misali bereketsiz ve kurakken kimilerinin içindeki Kafkasya Abhazya kadar yeşil ve bereketlidir.

Birbirlerine çok uzak coğrafyalardan olmalarına rağmen iki Kafkasyalı karşılaştıkları zaman hemen birbirlerinden elektrik alır, aşırı bir güven peyda olur ve sanki yılların dostu gibi birbirleri ile muhabbet ederler. Sanki kalplerde yasayan Kafkasya parçaları birbirini bulmuş yapboz parçaları gibi birbirime yapışır ve bir uyum oluşturur. Çevredeki birçok kişi çoğu zaman şaşar bu ani samimiyete, bilmezler işin gerçek sırrını ve acayiplerine gider olanlar.

Bu İhsan-ı ilahidir Kafkasyalılar için. Ve bu karşılaşmaların her biri değişik vesileler ile olur. Ve her Kafkasyalı bu karşılaşmalara vesile olacak durumları önceden kendisinde oluşturur.

Bazen bir anahtarlık ile tanırlar birbirlerini bazen isimden çıkartırlar. Bazen gayri ihtiyari mırıldanılan bir melodi, bazen konuşmadaki Kafkas dillerine kaçan ağız yapısı. Bazen tarih derslerindeki sert çıkışlar, bazen şiddetli utanma, çekingenlik. Bazen bir telefon melodisi bazen deftere çizilmiş bir bayrak yada figür. Bazen gözlerdeki çekiklik, bazen ayakkabının ucunu vurma.

Karşılaşmak ve birleşmek ister Kafkasyalılar aslında ve bu onların fıtratlarında vardır. Girilen her yabancı yada yeni ortamda Kafkasyalı olduğumuzu belli edecek özellikler sergilemek isteriz ki bizlerden başka bir Kafkasyalı var ise onunla tanışalım.

Bazen ortamlara girerken değiştirilen telefon melodileri, bazen cepten çıkarılıp sallanan anahtarlık, arka planda görünen resimim görünmesi için masaya konan telefon… Belki birçoğumuz bunları gayri ihtiyari yaparız ama bu davranışlar çoğu Kafkasyalıda görülür.

Kafkasyalılar olarak içimizde hep birbirimizi bulma ve birbirimizle olma isteği vardır. Ah keşke birbirimizi bulduktan sonra bulmak kadar bırakmamaya da çaba gösterebilsek.

Bana öyle geliyor ki bu buluşmaların erken sona ermesinin en büyük sebeplerinden birisi ortak gidilebilecek bir ortamın ve ortak düşüne bilecek bir idealin olmaması. Gayri ihtiyari fıtri bir sıcaklık ama cüzi irade ile gerçekleştirilmeyen devamlılık.

Ortak idealler düşünmek ancak ortak bir eğitim ile olur. Eğitim sistemi olamayan her millet yok olmaya mahkûmdur. Kafkasyalılık eğitimi için ise bizlerin Kafkasyalı mekânlara ihtiyacı vardır.

Allahın izini ile bir gün bu milletin çocukları bu mekânlarda buluşacak ve Kafkasya’yı konuşacak. Bir Kafkasyalı gibi okumayı, bir Kafkasyalı gibi dinlemeyi, bir Kafkasyalı gibi araştırmayı hulasa hayatı Kafkasya’ya hizmete bağlamayı öğrenecek

Rabbim sen bizlere hep beraber konuşabileceğimiz ideal nasip eyle. Bu ideal bilincini hepimizin içine işle. Toplumumuza bu bilinci aşılamak için bizlere yardım eyle. Bizlere mekânlar ver ya Rab, içinde Kafkasya’nın dertlerinin konuşulduğu ve çözüm üreten gençlerimizin olduğu… Ama gençlerin olduğu… Âmin…


-- Yazan: feyza55 | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı

----- SÜRGÜN KARİKATÜRLERİ -----
28/10/2007
Kategori: KAFKASYA

Ankara Kafkas Derneği tarafından düzenlen "Sürgün" konulu 1. Uluslararası Nart Karikatür Yarışması sonuçlandı.

Jüri tarafından ödüle layık görülen eserler, 21 Mayıs 2007 Pazartesi akşamı dernek binasında yapılan sürgün anma töreni sırasında açıklanarak, ödülleri takdim edildi.

Uluslararası anlamda ilk defa yapılan ve yurt dışından önemli oranda katılım olduğu gözlenen yarışmada, 17 farklı ülkeden gelen 25 eser ile birlikte toplam 52 eserin yer aldığı bildirildi.

Yarışma sonunda Ukrayna'dan Vladimir Kazanevski'nin eseri birincilik, yine Ukrayna'dan Oleksiy  Kustovski'nin eseri ikincilik, Endonezya'dan Didie Sw'nun eseri ise üçüncülüğe layık görüldü.

Yarışmaya İran'dan katılan Peiman Mirzaei, Brezilya'dan Erico Junquerio Ayres ve Azerbaycan'dan Tofig Mammedov'un eserleri ise mansiyon aldılar.

 


 

 

 

 

 

 

 


-- Yazan: feyza55 | Yorum (yok) | Yorum yaz! | Bağlantı

----- IRAK ÇERKESLERİNDEN MESAJ VAR; ‘BİZ DE BURADAYIZ… -----
28/10/2007
Kategori: KAFKASYA

Sadddam’ın yıkılışından sonra oldukça hareketlenen Irak’tan, Çerkeslerin de akrabaları çıktı. Hem de öyle üç, beş değil, onbinlerce. Ve onların liderlerinden biri, Irak Çerkesleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkan Yardımcısı Adige asıllı Ahmet Çetav, geçtiğimiz günlerde Kafkas Vakfı’nın konuğuydu. Kerkük doğumlu olan ve oldukça iyi Türkçe konuşan Ahmed Çetav ile biz de Türkiye’deki Çerkesler için bir mülakat gerçekleştirdik.

AJANS KAFKAS: Hoş geldiniz de; nereden çıktı bu Irak Çerkesleri... Hepimiz şaşırdık. Irak'ta Çerkes var mıydı, varsa ne zamandan beri vardı, hiç bilmiyorduk.

AHMED ÇETAV:Önce hoşbulduk. Bu sizin söylediklerinizi, sizden önce gittiğimiz ki, onlar bize, sizden çok daha yakındılar, Ürdün ve Suriye'deki Çerkes derneklerinin liderleri, Çerkes toplumunun ileri gelenleri de söylediler, 'Nereden çıktı bu Irak Çerkesleri' diye... Ama biz hep oradaydık. Çoğumuz büyük sürgünden beri orada yaşıyoruz. Sadece Saddam sesimizi kısmıştı, diyelim.

AJANS KAFKAS: O büyük sürgünden beri orada mısınız?

AHMED ÇETAV: Evet. Çoğumuz, o büyük sürgünden beri oradayız. Gerçi benim, durumum biraz farklı. Benim dedelerim, kardeşleri, yakınları, hep Osmanlı Ordusu içinde çeşitli görevlerde bulunmuşlar. Mesela benim büyük dedem, tabur imamlığı yapmış. Dedelerim zabitmiş. 1910'lu yıllarda, Irak'a savaşmak için gelmişler ve bir daha dönmemişler. Hep burada kalmışlar. Yine, mesela babamın amcalarından biri de, Osmanlı Ordusu'nda subayken, 1918 yılında, Kafkas İslam Ordularıyla beraber, Kuzey Kafkasya'ya gidiyor. 1938 yılına kadar da Adıgey'de kalıyor, orada evleniyor, çocukları oluyor ve İkinci Dünya Savaşı başlarken, oradan çıkıp tekrar Irak'a dönüyor.

AJANS KAFKAS: Peki Irak'taki Çerkes nüfus içinde, Türkiye Çerkeslerinin tanıdığı önemli kişiler var mı, kimler bunlar?

AHMED ÇETAV:Mesela, 1800'lü yılların sonunda Bağdat Valiliği yapan Muhammed Fazıl Dağıstani Paşa, bizim için önemlidir. Muhammed Fazıl Dağıstani Paşa, İmam Şamil'in yakın çevresinden ve kumandanlarından Hacı Davud'un oğludur. Ve kendisi de İmam Şamil'in çocuklarının arkadaşıdır. Birinci Dünya Savaşı sırasında, İngilizlere karşı savaşırken şehit olmuştur. Onun oğlu Gazi Muhammed Fazıl Paşa Dağıstani de, 1950'li yılların sonunda, Kral Faysal döneminde uzlaştırıcı kişilik olarak Başbakanlığa getirilecekti. Bazı oyunlar döndü, o da zaten istemiyordu. Ve Bağdat'ı terk ederek, Londra'ya gitti. Orada da vefat etti. Gerçi daha sonra biz, naaşını Bağdat'a getirterek, burada defnettik.

AJANS KAFKAS: Irak'ta Çerkeslerin nüfusu ne kadardır? Elinizde herhangi bir rakam var mı?

AHMED ÇETAV:Saddam döneminde ya da daha önce yapılmış herhangi bir istatistik yok. Yalnız, biz geçtiğimiz sene Irak Kuzey Kafkasya Yardımlaşma ve Kültür Derneğini kurduk. Sonra da sırasıyla Çerkeslere ulaşmaya başladık. Şu ana kadar ulaşabildiğimiz Çerkes sayısı 30 bin'i geçti.

AJANS KAFKAS: Çerkesler, genelde hangi bölgelere yerleşmiş durumdalar?

AHMED ÇETAV: Çerkesler, Irak'ta, her yerde var. Basra'dan, Necef'teki 70 kadar Dağıstanlı aileye. Kuzeyde Musul'dan Saddam'ın aşiretinin merkezi Tikrit'e kadar her yerde varlar. Felluce'de, Ramadi'de varlar. Kürtlerin arasında Berzenc bölgesinde bin aileden fazla yaşıyor. Bunların bir kısmı Kürtleşmiş gibi, ama yine de kendilerini biliyorlar, 'Biz Kafkaslıyız' diyorlar. Mesela, Talabani'nin bölgesine yakın, Kan-i Miran'da 42 aile var, Çoğu dillerini konuşamıyor ama, yine de Kafkaslı olduklarını söylüyorlar. Erbil ve Süleymaniye'de bayağı yekün tutan bir Çerkes nüfus var. Ama ağırlıklı olarak Kerkük'te, Diyala'da ve Musul'dalar.

Kuzey Irak'ta da, Kürtlerin arasında yaşayan, Kürtçe konuşan, poşu takan, ama kendisine Kürt dendiğinde kızan, çok büyük bir nüfus var.

AJANS KAFKAS: Kürtlerin arasında, kim bunlar?

AHMED ÇETAV: Dağıstanlı Lak'lar…

AJANS KAFKAS: Onlar da mı büyük sürgünle gelmişler?

AHMED ÇETAV:Yok onlar büyük sürgünle gelmemişler. O sürgünden çok daha önce gelmişler. Kafkasya- İran- Van üzerinden Kuzey Irak'a gelip yerleşmişler. Yüzlerce sene önce, ama hala kendi kimliklerini en azından Kafkaslı olduklarını biliyorlar.

Mesela, Resul Hamzatov'un 'Benim Dağıstanım' kitabı, bu arkadaşlarımız için Kürtçeye tercüme edildi. Ve bu arkadaşlar, bu kitabı, büyük bir zevkle okudular ve evlerinde mutena bir köşeye koydular.

Size Kuzey Irak'taki bu Lak'larla ilgili olarak ilginç bir anekdot aktarayım. Bundan 25-30 sene önce, Kuzey Irak'ın ileri gelen bir Kürt lideri, Şehrazor ve Kadağ civarında yerleşmiş olan bu Laklardan da, kuracağı orduya asker vermesini istedi. Ama aldığı cevap, 'Biz Kürtçe konuşuyoruz ama Kürt değiliz. Biz Kafkaslıyız' oldu.

AJANS KAFKAS: Çok ilginç… Hani biraz evvel söylediğiniz, şu ana kadar '30 bin Çerkes'e ulaştık' rakamına bu Kuzey Irak'taki Lak'ları da katıyor musunuz?

AHMED ÇETAV:Yok yok. Katmıyoruz. Öyle olsaydı, Irak'taki Çerkeslerin şu anda ulaştığımız rakamı, bir anda 100 bin artardı.

AJANS KAFKAS: 100 bin Lak mı yaşıyor, Kuzey Irak'ta..

AHMED ÇETAV: Evet… 100 bini aşkın Lak yaşıyor. Oradaki en büyük aşiret Caf aşiretidir. Sonra da bu Lak'lar gelir.

AJANS KAFKAS: Peki Irak'ta başka hangi Çerkes kavimleri yaşıyor?

AHMED ÇETAV:Valla hepsi var. Adıge var, Ubıh var, Kabardey var, Dağıstanlı kavimler var ve Çeçen var. Mesela bizim derneğimizde, başkanımız Çeçen'dir, ben Adigeyim, genel sekreterimiz de Dağıstanlıdır.

AJANS KAFKAS: Peki bu dernek kurma, sonra da Çerkesleri arama işi nereden çıktı?

AHMED ÇETAV:Saddam rejimi düştükten sonra, biz de 5-6 kişi kalktık, zaten hep içimizde ukdeydi, 'Biz Çerkes'iz' diye, Çerkesleri aramaya başladık. Ama bunu ırkçılık için yapmadık. Sadece İslam diyor ya, 'sıla-i rahim' diye… Onun için yaptık. Ve şu ana kadar da, 30 bini aşkın Çerkese ulaştık. Bunların sadece yaşlıları kendi dillerini konuşabiliyorlar, yani en çok 55 yaş ve daha yukarı yaştakiler konuşabiliyor. Geri kalanlar çok az anlasa da, konuşamıyorlar.

AJANS KAFKAS: Peki, kendinizin ve o Çerkeslerin yeniden Çerkes dillerini konuşabilmeleri için derneğinizin herhangi bir faaliyeti var mı?

AHMED ÇETAV: Tabii var. Geçtiğimiz aylarda, Bağdat'taki Rus sefaretini ziyaret ettik. Kuzey Kafkasya'dan öğretmen istedik, bizlere dillerimizi, geleneklerimizi öğretsinler, diye.

AJANS KAFKAS: Bunun haricinde derneğinizde başka neler yapıyorsunuz?

AHMED ÇETAV:Düşkün durumda olanlara maddi yardımda bulunuyoruz, çocuk okutuyoruz. Ve bir de dergi çıkarmaya başladık, Arapça, 'Et- tedamuun' diye. Şu anda üçüncü sayısı çıktı. Gerçi dili Arapça ama, yakında o dergi içinde Türkçe ve Kürtçe yazılar da neşretmeyi düşünüyoruz.

AJANS KAFKAS:  Planladığınız başka faaliyetler de olacak mı?

AHMED ÇETAV: Biraz evvel dediğim gibi, Kuzey Kafkasya'dan öğretmen getirtmeyi düşünüyoruz. Tabii bunun için de bir yer lazım. Biz de, Bağdat'ta ve diğer büyük şehirlerde, birer kültür merkezi açmayı düşünüyoruz. Tabii, komşu Çerkeslerden de maddi- manevi yardımlarını bekliyoruz.

AJANS KAFKAS:  Anavatan için neler düşünüyorsunuz?

AHMED ÇETAV:Valla, Allah'ın takdiridir, büyük bir sürgün yedik. Darmadağın olduk. Ama oraları inanın hep düşünüyorum hayalimde ve özlüyorum. Çünkü, dedem, bazen büyük bir yeise kapılırdı ve ağlardı, 'Ah vatanım' diye… Gözlerinden hep yaş gelirdi.

Şu anda ben nerede bir Kafkasyalı görsem ona kardeş gibi bakıyorum. Kalben ona yakınlık duyuyorum.

Allah'tan dileğim, tüm Kafkasyalıları birleştirmesi, ve inşallah bir gün, hepimiz anayurtta birleşiriz. Hem böylece, vatanları için ağlayan dedelerimizin de ruhunu şad ederiz.


-- Yazan: feyza55 | Yorum (5) | Yorum yaz! | Bağlantı

----- Çerkes Soykırımının kabulüne Destek ! -----
10/8/2007
Kategori: KAFKASYA

Sind-Meot
1/29/2007 12:36:34 AM
Merhaba,

Aşağıda gordugunuz linkte petitiononline'da, cerkes soykiriminin taninmasi amaciyla yayinlanan bir yazi var.Yazinin gonderildigi/muhatap aldigi kuruluslarin isimlerini ve cevirilerini (elimden geldigince) asagiya yazdim.

Lutfen sizde desteginizi esirgemeyin ve "Click here to sign" dugmesine tiklayarak isminizi listeye ekleyin.

http://www.petitiononline.com/adighe/petition.html



UNPO (Unrepresented Nations and Peoples Organization- Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Organizasyonu)

UN (United Nations--Birlesmis Milletler)

U.S. Congress (Amerikan Kongresi)

EU (European Union--Avrupa Birligi)

CONFERENCE OR ISLAM (?Islam Konferansi Orgutu?)

Saygilar.

Circassiancanada' dan alıntıdır bu desteği esirgemeyin destek kendimize .


-- Yazan: feyza55 | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı

----- 21 MaYıS AnDı -----
25/7/2007
Kategori: KAFKASYA

Biz
İnsanlık tarihinin
en acımasız sürgün ve
soykırımını yaşamış
Çerkesler olarak,

nerede yaşıyor olursak olalım,
yaşadığımız soykırımı
unutmayacağımıza,

gelecek nesillere de
unutturmayacağımıza

her türlü asimilasyona
karşı koyarak
var olacağımıza

21 mayıs'ı
ulusal-kültürel dirilişimizin
günü yapacağımıza

Yaşadığımız tüm ülkelerde,
anvatanımız KAFKASYA'da
ve tüm dünyada
barışı savunacağımıza
atalarımızın manevi huzurunda
           AND İÇERİZ...


-- Yazan: feyza55 | Yorum (2) | Yorum yaz! | Bağlantı

----- Kafkasyali Kal!!! -----
24/7/2007
Kategori: KAFKASYA

Bizler, Kafkasya'nın üzerinde açan birer çiçek iken koparılıp bu topraklarA sürülen şansın sırt döndüğü kaderin keder olduğu zavalli millet....Savaş değilmiydi özgürlüğü unutturan, savaş değilmiydi asil duruşumuzu zavallı kılan, sürgün değilmiydi anavatanı içimize özlem yapan.......

Hangi toprak bize bu kadar yakın olabilir, hangi toprak bizim için bu kadar önemli olabilirdi ki...insan hiç görmediği bir toprağa neden bu kadar hasret olabilir ki....ya da neden ayrı kalabilir ki...

Yaralar sarılmış görüyorum, acılar dinmiş......21 mayıs bitmiş,geçmiş,yaşanmış ve unutulmuş....Sevgililer gününde gülmeyi bilen insanlar, ıvır zıvır gününde sokaklarda kendini paralayan insanlar, başkalarının davasına can koyup, diş bileyen insanalar!!!!!

Savaş götürmüş, sürgün götürmüş, dost ama düşman milletler götürmüş......Sen bari kalanları bırakma..Özüne sahip çık......KAFKASYALI KAL.......
-- Yazan: feyza55 | Yorum (6) | Yorum yaz! | Bağlantı


<- :: Sonraki Sayfa ->


--- Hakkımda---

--- Bağlantılar ---

--- Son Yazılar ---

--- Kategoriler ---

--- Arkadaşlarım ---

--- Linkler ---